Hadi ALBAYRAM

Hadi ALBAYRAM

Savaş:

25.11.2011 Cuma - 14:55
Kandahar’da bırakmaktır bacağının bir tekini Filistin’de kırılan kol, Gazze’de yıkılan ev Babasını kaybeden çocuk Yarım kalmış sevdadır... Uykusuz geceler boyu, Ağlayan bebeğin hüznüdür

     Savaş, ülkeler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki büyük gruplar arasında gerçekleşen topyekûn silahlı mücadele. Savaşlar genellikle dini, milli, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirilir. Kullanılan silahlara, amaçlara, taraflara ve gerçekleştiği yerlere göre farklı şekillerde adlandırılırlar. Örneğin nükleer savaş, meydan savaşı, iç savaş, dini savaş (cihad, haçlı seferi), dünya savaşı. Karşı tarafı yıldırmak, maddi ve manevi zarar vermek için gerçekleştirilen silahsız faaliyetler de genellikle savaş tanımına dâhil edilirler.

Hala ilk olup olmadığı tartışılan ilk arkeolojik savaş kaydı Mısır'da Nil nehri bölgesinde yedi bin yıllık savaş hakkındadır. İskeletlerinde ok başı bulunan birçok vücut bir savaş sonucu ölenler olabilir. Antik tarih hakkında bildiklerimizin çoğu aslında orduların tarihidir: Hangi fetihlerde bulundukları, hareketleri ve teknolojik icatları. Bunun böyle olmasını birçok sebebi vardır. Antik çağlarda idarî birim olarak bulunan krallık ve imparatorluklar ancak askerî güç ile kontrol altında tutulabiliyordu. Günümüzden yaklaşık on bin yıl önce başladığı düşünülen tarım devrimiyle mülkiyet kavramı da ortaya çıkmış ve özellikle sulak tarım alanlarının paylaşılması sorun haline gelmiştir. Bu dönemde sınırlı sayıda yapılan tarım nedeniyle büyük topluluklara destek olabilen çok az yer vardı ve sık sık savaşılıyordu.

Aslında kanımca insanlığın kendine yaptığı en büyük kötülük göçebe yaşam kültüründen vazgeçip yerleşik yaşamı tercih etmesidir. Bu durum hem doğadan kopuşun başlangıcı olmuş hem de üretim fazlası ile birlikte daha fazla tüketim hakkı için didişmeler başlamıştır. Daha çok tükettikçe daha mutlu olacağını düşünen insan ırkı gittikçe tembelleşmiş ve obezite denilen illete o zamandan teslim olmuş diye düşüyorum.

Aslında zamanı ne olursa olsun savaşların konusu hep aynı yerleşik olana sahip olmak bazen bu verimli bir arazi bazen işlek bir yol bazen ise önemli bir yeraltı kaynağı. Günümüzde orduları toplayıp da toprakları işgal etmenin devri büyük oranda geçmiş gibi görünüyor. Bu nun yerinde iç karışıklıklara yol açarak devletler ekonomik ya da kültürel yönden güçsüzleştiriliyor. Bazen de büyük oranda borçlandırılıp önemli ölçüde bağımlılık sağlanıyor. Bütün bunların sonucunda, ülkenin önemli sayılan birikim ve gelir getiren tüm kaynaklarına yabancı sermaye adı altında çöreklenilmektedir. Afrika’nın açlıktan kırılırken verimli topraklarının çoğunun dış ülkeler tarafından kiralanması, Orta doğu ülkelerinin neredeyse tamamının petrol ve doğal gaz kaynaklarının çok uluslu şirketlere devredilmesi ve ya bizim gibi ülkelerin iletişim, ulaşım ve finans kaynaklarının bir şekilde ele geçirilmesi gibi sayılamayacak kadar çok örnekler ile doludur.

Birçok kâhin ya da strateji uzmanı yakın gelecekte küresel bir savaşın var olacağını bildirmekte bize. Günümüz siyasal hareketlerine baktığımızda bu görüşlerden endişelenmemek mümkün değil. Orta doğu ülkelerinde adına Arap baharı dediğimiz deli bir rüzgâr esmekte. Her ne kadar diktatörlükler yıkılsa da ülkeler içerisinde ki iç savaş tehlikesi önemli ölçüde kendisini hissettirmekte. Bu ülkeleri oluşturan etnik ya da mezhepsel farklar ufuktaki toptan savaşın habercisi olabilir. Bahsedilen grubun var olduğu kaynaklar da düşünüldüğünde bu paylaşımdan nasiplenmek tüm çevre ülkeleri ilgilendirecek gibi duruyor.

Umarım tahminler yanlış çıkar ve bu kaotik ortam bir şekilde kendini toparlar ve umarım biz de bu karmaşanın bir parçası olmayız. Çünkü en kötü barış bile en iyi savaştan daha insanca durmaktadır.

 


Tüm Yazıları


Haber yorumları - Yorum Yaz
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır... [ ilk yorumu sen yap! ]


Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Nar Haber sorumlu değildir.